H. B. Paksoy
         TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK
            (Izmir: Mazhar Zorlu Holding, 1997)
                Kultur Sanat Yayini.  165 sayfa
                     ISBN 975-96079-0-5

                   Copyright  1993  H. B. Paksoy
              TURK TARIHI, TOPLUMLARIN MAYASI, UYGARLIK
                   kitabinin butun yayin haklari,
    Bern-Isvicre uluslararasi Copyright anlasmalari uyarinca,
                        H. B. Paksoy adina
                      ABD Kongre Kutuphanesi
                  Copyright kutugune kayitlidir.


01                            ONSOZ

    "Gok kubbede kalan ancak hos seda'dir" deyimi dogrudur. "Su
ustune yazi yazmaya" esittir. Dusunceleri bekletmeden duzenli
olarak kayitlamak geregi, surekli okumak; okunanlari anlamak ve
anlatmak aliskanligi kadar onemlidir. Neresinden bakilirsa
bakilsin, deney ve dusunce yolu ile birikmis bilgiler kagida
aktarilmaz, basilip yayinlanmaz ise, eninde sonunda kaybolup
gider. "Yeni Dunya'yi yeniden kesfetmek" gibi, yeni bastan
degisik kisilerce durmadan "yaratilmalari" gerekir. Bu da, bir
toplum icin, cok yuksek giderli bir kayiptan baska birsey
degildir. Bu gorus'un incelenmesi, bu kitabin icindeki
bildirilerde ele alinmaktadir.

    Sozu edilen bildiriler 1982 ile 1992 yillari arasinda kagida
dokulmus, bir bolumu de bu sure icinde Asya, Avrupa ve Amerika'da
yayinlanmakta olan degisik dergilerde yer almistir. Daha once
basilmis bildiriler, birbirlerini tamamlayici olmalari bakimindan
ve icinde yayinlandiklari dergi ve kitaplarin tumunun her
kitaplikta bulunmayabilecegi de goz onunde tutularak, bugun'e dek
basilmamis olanlarla biraraya getirilmistir.

    Bir toplum: bagimsiz, gudumsuz ve mutlu yasayabilmek icin
"nereye gittigini" bilincli olarak gormeli ve anlamalidir.  "Bir
lokma, bir hirka" ve "Kisi kendinden soz etmemeli" deyimlerinin,
yeryuzunun degisik yerlerinde yasayan Turk toplumlari icin
gecerli oldugunu dusunmek guctur. Bir kisi icin, yalnizca yiyecek
ve giyecek yeterli degildir. Toplumlar da yalnizca yiyecek ve
giyecek ile yasamlarini surduremez. Diger butun varliklarina
bilgi ve dusunce katmadan yasam surdurmeye kalkan toplumlar kisa
surede tutsak edilir; varliklari ellerinden alinir; ortadan
kaldirilirlar.

    Bilgi, Kut verir. Toplum'u, yasam'in gerekleri ve yonu
uzerinde dusunmeye alistirir. Gelecek icin gerekli goruslerin
yaratilmasina yordam verir. Bundan dolayi, Balasagunlu Yusuf
dusunce ve deneylerini toplayip Kutadgu Bilig adi ile
yazmistir.[1] Bu yuzden (bir gorus'e gore), tarih sozcugu yerine
"Kutveren" deyimini kullanmak gerekir.

    Eger bir toplum kendi dusuncelerini diger toplumlara
anlatmayacak olursa, bu sessizligi dolayisi ile dunya'da yanlis
anlasilacagi ya da hic bilinmeyecegi acik bir gercektir. Bu
yonden "sessizligi secen toplumun" dunya uzerinde var olup
olmadigi da soz konusu olabilir.

    "Savas ile kazandiklarimizi baris anlasmasi masasinda geri
verdik"  gibi bir dusunce, bir aralar (ozellikle 20ci yuzyil
baslarinda) cok kullanilir olmus idi.  Bu, "basasagi" bir
gorustur. Tam tersine, savas diplomasinin bir uzantisidir.  Bu
gercek, uzun yuzyillar boyunca "bilen kisiler" ce gizli tutulmus
ve gizlice kullanilmistir.  Ancak, bu bilgi Ondokuzuncu yuzyil
icinde Alman dusunur subay'i Von Clausewitz (1780-1831) ce bir
kitap icinde toplum'a aktarildi; bilmek, ogrenmek ve kullanmak
isteyenlere sunuldu.

    "Butun bunlar politika'dir, ben politika ile ugrasmam"
diyen kisilerin artmakta oldugu da gorulmekte.  Bu gibi kisiler,
bu tutumlari ile gundelik sorumluluklarindan kacmaktan baska bir
is yapmis olmuyorlar.  Bu kisilerin anlamaktan kacindiklari temel
bir gercek var: "politika yapmadigini soylemek de bir
politika'dir." Dolayisi ile, bu kisiler "gizli" olarak politika
yapmaktadirlar.  Sessiz durup, is yapmamak da bir secimdir,
"politika" dir.  Bu tur "bulasmamak" dusuncesinde oldugunu one
suren kisiler, ilerde baslarina gelecekleri bugunden kabul etmis;
dolayisi ile yanip-yakilma haklarini bile kaybetmislerdir.
"Cozum'e katkida bulunmayanlar, sorunlarin nedenlerine katilmis
olurlar."

    Bu tutumlari daha iyi anlayabilmek icin, "politika"
sozcugunun anlamina da bakilabilir:  "anayasaya dayanan yasalar
yolu ile yonetim."  Oz yonetimlerine katilmayanlarin, boylelikle
kendi yonetimlerine katilmamak yolunu sectikleri de ortaya cikar.
Boylelikle, kendi yonetimlerine katilmayanlar, oz yonetimlerini
gelecekte bilinmeyen ellere ve dusunce akimlarina
birakmaktadirlar. "Politika" nin, kisisel gudumlu yonetiminin
(mutlakiyet'in) tam tersi oldugu gozden kacmamalidir.

    Bir ulke icinde yer alan "politika" ile, uluslararasi alanda
surdurulen "diplomasi" nin arasinda buyuk ayricalik yoktur.
"Diplomasi: uluslararasi iliskileri konusma ve anlasma yolu ile
bilincli yonetim yontemleri" dir.  Dilmacliktir.

    Onemli olan, bir ulus ya da (genis anlamda) toplum'un,
komsulari ile birlikte bagimsiz, gudumsuz, mutlu yasamini
surdurebilmesidir.  Bagimsizlik, gudumsuzluk, ve mutluluk
kendiliklerinden bir kisinin ya da toplumun basina gelemez.
Toplum olarak ugrasi gerektirirler.  Bu ugurda ara sira savas'a
girmek te gerekebilir.  Bir toplum, disaridan silahli baski ile
yonlendirilmeye calisilmis olabilir.  Savas, toplumca bilincli
sonuclara yonlendirilebilmis ise, cogulcu ve anayasal yonetim'in
bir uzantisi da olabilir.  Dilmaclik ta, toplum'un bagimsiz ve
gudumsuz yasamak dileginin uluslararasi konumda acikca
anlatilmasi; bu istegin yerine getirilebilmesinin anlasmalar yolu
ile saglanmasidr.

    Butun bunlar da, bir toplumun kendini ozellikle ilgilendiren
konulari once kendi icinde --yazili olarak-- tartismasini
gerektirir.  Bir kisinin gorus'lerinin, toplum icinde destek
bulup bulmamasi (gorus'un ilk orta'ya suruldugu an'da, ya da daha
sonra) en onemli sorun degildir. 11ci yuzyilda yasamis ve ana
dili Arapca olanlara Turkce ogretmek icin Turk Sozu (Divan Lugat
at-Turk) kitabini yazmis olan Turk yazari Kasgarli Mahmut[2], bu
konu'ya dokunan su sozleri ornek vermistir:

    Alp arig yavritma
    Ikilac arkasin yaritma.[3]

    (Alp kisiyi gucsuz dusurecek is yapma
    av'ini ardindan yaralama).

    Onemli olan, bir toplumun icinde dusunce tartismasinin
yapici nitelikte ve acikca surup gitmesidir. Bu tartisma'nin
koksuz ve kaynaksiz olmamasi gerektigini Kasgarli Mahmut bir
dortluk ile dile getirir:

    Erdi oza erenler
    Erdem begi bilig tag
    Aydi ukus ogutler
    Konlum bolur anar sag.[4]

    (Eski gunlerde erdemli kisiler daglar gibi erdemli sozler
    soylemislerdi, ogutler vermislerdi. Onlari anmak yuregi
    aklastirir).

    Bu yoldan, bir toplum icin en yararli dusunceler toplumca
secilecektir:

    Erdem dile ogreniben bolma kuvaz
    Erdemsizin ogunse anmaguda anar.[5]

    (Bilgi'yi gurur ile tepme; ara ve ogren. Bilgisiz kisi
    erdemli oldugunu one surerse, sinandiginda ozur'u ortaya
    cikar).

    Bilgi'nin getirdikleri gerekler toplumca yururluge konacak,
uygulamalarina gecilecektir:

    Bilga erig adgu tutup sozin esit
    Erdemni ogreniban iska sur-a.[6]

    (Bilge kisi'yi onurlandir, sozune kulak ver; ozelliklerini
    ve tutumunu ogren, ogrendiklerini uygulamaya koy).

Her kisi'nin sozleri, bilge sozleri degildir:

    Bulqak ukus bolsa kacan bilgin yiter
    Yansaq talim sayrap ani tamgak katar.[7]

    (Toplum icinde bozucular olursa, aklin dogru yoldan sasar;
    bos soz olan yerde, agiz kurumasinda ote'ye is olmaz).

Bu tur kisiler, toplumca da gorulur, ayirdedilir:

    Yilan kendu egrisin bilmez
    Deve boynun egri der.[8]

    Toplum'a, kendi islerini surekli olarak ele almayip
sonuclandirmadikca, durup dinlenmek yarasmaz:

    Tagur mening savimmi bilgalaka ay
    Tinur kali atitsa kisrak sani tay.[9]

    (Sozumu yinele, bilgelere soyle: kisrak, ancak kendi tay'i
    yetiskin atlar arasina karistiginda dinlenebilir).

Kasgarli Mahmut'un ogutleri ve uyarilari yalniz bir kusak icin
de�il, gelecek butun kusaklar icin gecerlidir:

    Oglum ogut algil
    Bilgisizlik kiter
    Talqan kimning bolsa
    Anar bakmas kiter.[10]

    (Oglum, ogudumu dinle, bilgisizlikten kurtul; as'i olan o'na
    pekmez katar; buna benzer, akilli olan, ogut dinler ve
    zenginlestirir).

    Bu orneklerde de goruldugu gibi, Turk tarihinin en onemli
kaynaklarindan biri olan Turk Sozu (DLT) kitabinin okunmasi
gerekli olanlar arasinda gormek gerekir. Soylediklerini toplumuna
aktarmak icin durmadan yinelemek zorunda kalan her dusunur gibi,
Kasgarli Mahmut'un da belki bir ara sabri tasmistir. Bir soz'e
ornek verirken, aciklamasini asagidaki dortluk ile yapmistir:

    Opkem kelip ugradim
    Arslanlayu Kukredim
    Alplar basin togradim
    Imdi meni kim tutar?[11]

    (Ofkem geldi basima vurdu, arslan gibi kukredim; Yigitlerin
basini dogradim, simdi beni kim tutar?).

EK:  Bu bilgisayarli yayin dizesinde, 16ci sirada yer alan
"MAYA, T.A.S."  bildirisi
[Rotary Dergisi (Izmir) Eylul-Ekim, 1995]
bu kitabin basili duzeni iceriginde degildir.  Ancak, yazi'nin
sunus'unda da belirtilen nedenlerle, buraya alinmasinin uygun
olacagi dusundum.


KAYNAKLAR:

[1] Asagidaki yazilarda kaynak olarak kullanilmis, atif yapilmis
ve basim yerleri gosterilmistir.

[2] Kasgarli Mahmut, Diwan Lugat at-Turk (DLT) kitabinin
yazaridir. Kasgarli Mahmut'un yasami ile ilgili en yeni arastirma
icin, bak: Kahar Barat, "Discovery of History: The Burial Site of
Kashgarli Mahmut," H. B. Paksoy, Editor, Central Asia Reader:
Rediscovery of History (New York, 1994); Cf. AACAR Bulletin (of
the Association for the Advancement of Central Asian Research)
Vol. II, No. 3 (Fall 1989).
    DLT un bilinen tek el yazmasi Istanbul Millet Kutuphanesi
(Ali Emiri, Arabi), No. 4189 da kayitlidir. Diwan Lugat at-
Turk'un ilk kez 1917 yilinda Istanbul'da bulunmasi ve ilgili
olaylar icin, bak M. Sakir Ulkutasir, Kasgarli Mahmut (Istanbul,
1946).  DLT un ilk basim'i Istanbul'da, 1917-1919 yillari
arasinda Kilisli Rifat [Bilge] tarafindan yapilmistir. Ilk TC
yayini:  B. Atalay, Divanu Lugat-it-Turk (Ankara, 1939-1941). Ilk
Ingilizce cevirisi: R. Dankoff with J. Kelly, Compendium of
Turkic Dialects (Cambridge: Mass, 1982-1985).

[3] DLT Sayfa 82.

[4] DLT, Sayfa 56.

[5] DLT, Sayfa 130.

[6] DLT, Sayfa 216.

[7] DLT, Sayfa 235.

[8] DLT, Sayfa 75.

[9] DLT, Sayfa 112.

[10] DLT, Sayfa 221.

[11] DLT, Sayfa 74.